beslenme psikoloji ilişkisi

Beslenme ve Psikoloji Üzerine Yapılan Bazı Bilimsel Çalışmalar


Beslenme ve psikolojik durum arasındaki ilişki bir çok araştırmaya konu olmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların bir çoğunda aralarındaki ilişkinin kuvveti ve yönü sağlanmaya çalışılmıştır. Bu yazımızda bilimsel çalışmalar ışığında ruha halinin beslenmeyi nasıl etkilediği konusunda sizlere bilgiler aktaracağız.

Issız Ada Araştırması

Beslenme ve psikoloji ilişkisi üzerine yapılan araştırmalarda, katılımcılardan bir yıl boyunca ıssız bir adada yalnız kaldıklarında, yemek istedikleri yiyeceklerden bağımsız, aşağıdaki yiyeceklerden kendileri için en sağlıklı olanları seçmeleri istendi. Seçenekleri ise şunlardı:

  • Mısır
  • Sosisli sandviç
  • Ispanak
  • Yonca filizi
  • Şeftali
  • Muz
  • Sütlü çikolata

Ruh hali ile beslenme ilişkisi arasındaki bağlantıyı incelemek için sorulan soruyu cevaplayan insanların %42’si muz, %27’si ıspanak, %12’si mısır, %7’si yonca filizi, %5’i şeftali, %4’ü sosisli sandviç ve %3’ü sütlü çikolata tüketmeyi tercih etti. Araştırma sonucuna göre, insanların sadece yüzde yedisi, bu şartlar altında yeterli kaloriyi ve hayatta kalmak için ihtiyaç duyacakları bileşenleri içeren bir yiyecek seçti. Bu yiyecek yonca filizi değil, sosisli sandviç ve sütlü çikolataydı. Bu iki hayvansal gıdadaki içerikler (et ve süt) diğer gıdaların içeriğinde bulunmayan protein ağırlıklı bir besin içeriği sağlar. Sosisli sandviçte gerekli çoğu besin bileşeni ve protein bulunur ayrıca bu besin vücuttaki aminoasidi dengeler. Bir yıl boyunca hayatta kalmak için en uygun beslenme seçeneği budur.

Yapılan araştırmada ankete konulan yiyecekler ruh hali ile beslenme ilişkisi hakkında psikolojik bir sonuç elde etmek için seçildi. Araştırmayı yürüten profesör Rozin, insanların sağlıklı beslenmeye dair inanç ve alışkanlıklarında  psikolojinin çok büyük bir etkisi olduğunu ortaya çıkardı.

Doza Duyarlılık / İyi Kötü Besinler

Ashmore ve Markwith’le birlikte 1996 yılında yaptığı çalışmada, o ve meslektaşları, “doza duyarlılık” adı verilen kavramın diyet alışkanlıklarında ne derece etkin olduğunu araştırdı. Bu kavramı açıklamak için Rozin’in insanlara sorduğu sorulardan birkaç örnek vermek gerekirse, insanlara, her iki diyetin de aynı kaloriye sahip olduğu şartlarda tamamen tuzsuz olan bir diyetin mi yoksa günde bir tutam tuz içeren bir diyetin mi daha yararlı olduğu soruldu. Aynı soru tuz yerine yağ eklenerek de insanlara soruldu ve doza duyarlılıkları araştırıldı.

İnsanlara sorulan bir başka soru ise bir ölçü çikolatanın mı yoksa beş ölçü ekmeğin mi daha fazla kaloriye sahip olduğuydu. “Bir kaşık mısır yağı mı yoksa yarım çay kaşığı hayvansal yağ mı daha fazla kalori içerir?” sorusu da beslenme ve psikoloji ilişkisini araştırırken ortaya çıkan doza duyarlılık derecesine ulaşabilmek için sorulan sorulardı.

psikoloji ingilizce

Rozin’in araştrmaları ve bu araştırmalardan çıkardığı örneklemler, insanlar üzerinde iyi yiyecek ve kötü yiyecek sınıflandırmasına yol açtı. Buna göre kalorisi düşük, besin değeri ve insan sağlığına faydası yüksek olan yiyecekler iyi besinler olarak adlandırıldı.

Bunun tam tersi olarak, kalorisi yüksek, sağlığa ve özellikle kalbe zararlı besinler kötü besinler olarak adlandırılır. Kötü besinlerin tüketiminde mutlaka bir üst sınır konulmalı, bu tarz yiyecekleri fazla tüketmekten kaçınılmalıdır.

Rozin’in başka bir araştırmasında ruh hali ve beslenme ilişkisi toplumsal bir kavram olarak sosyolojik boyutta ele alındı. Buna göre Amerikanlar çikolatalı kek yedikten sonra suçluluk duygusu hissederken, Fransız kültürü ve toplumunda çikolatalı kekin mutluluk veren bir yiyecek olduğu tespit edildi. Zararlı yiyecekler, yedikten sonra suçluluk duygusu yaratırken bir yandan da sürekli yeme isteği uyandırır, bilinçli ve sağlıklı beslenmeyi engeller.

İnsanların beslenme ve psikoloji ilişkisi üzerine davranışları araştırıldığında katılımcıların %26’sının tuzsuz, %31’inin yağsız bir diyetin daha faydalı olduğuna inandıkları saptandı. Bu yanılgıya doz duyarsızlığı adı verilir. İnsanların doz duyarsızlığı ile vardığı kanılar ve edindiği alışkanlıklar yanlış yönlenmelerine yol açar. Örneğin ölçülü miktarda tuz ve yağ sağlıklı bir diyet için vücudumuzun kesin olarak ihtiyaç duyduğu çok önemli gıdalardır.

Doz duyarsızlığından dolayı yanılgıya düşülen bir başka nokta ise bir ölçü mısır ekmeğinin (%47) beş ölçü çikolataya göre daha fazla kaloriye sahip oldıuğudur. İnsanların çoğu kalorisinin düşük olduğu gerekçesiyle diyette mısır ekmeğini çikolataya tercih eder. Kalorik yoğunluk hakkındaki bu bilgisizlik, insanların kötü gıdaları tüketmeye daha eğilimli olduğunu gösteren bir durumdur. Kötü gıdaya olan bu eğilim ruh hali ile beslenme ilişkisini ortaya koyuyor ve insan, eğilimlerine göre kalori yoğunluğundan kaçmak isterken kendisini çok daha fazla kalori alırken buluyor.

stresliyken nasıl beslenilmelidir neler yenmelidir

Gıda Savunması

Michael Pollan’ın “Gıda Savunması” içerisinde Rozin’in bulgularına rastlamak mümkün. (Bknz: https://michaelpollan.com/books/in-defense-of-food/)

Bu araştırmalarda genel olarak anlatılan husus ise şu Sağlıklı bilinen besinler sağlıksız, sağlıksız olarak bilinen birçok besin de aslında vücut için son derece gerekli olabilir çünkü insan her zaman bir şeyleri iyi ya da kötü olarak sınıflandırma eğilimindedir. Algımızdaki sağlıklı ve sağlıksız kalıpları beslenme psikolojisini de yakından etkiliyor ve beslenme alışkanlıkları birer klişe haline gelebiliyor. Henüz beslenme alışkanlığımızın oluşmasının ilk aşamalarında yanlış sınıflandırdığımız bu klişeler hayatımızın sonuna kadar sağlıklı ve bilinçli beslenmemize engel olabiliyor.

Ruh hali ve beslenme arasında insanın hayatı boyunca uygulayacağı beslenme alışkanlıklarını belirleyecek bir ilişkinin var olduğunu görüyoruz. Daha erken yaşlardan itibaren iyi ve kötü besinleri doğru öğrenip algımızı buna göre şekillendirmek, doğru beslenme alışkanlığı kazanmada en önemli faktör olarak ortaya çıkıyor ve bu durum, psikolojinin beslenme üzerinde ne kadar etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Ayrıca bu konu da ilginizi çekebilir: Stres ve Beslenme İlişkisi

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Selülit ve Beslenme Arasındaki İlişkiye Genel Bakış başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Yorum Yok

Bir cevap yazın