izmir escort bayan porn porno izle porno film porno pornolar mobil porno izmir bayan escort izmir escort gaziantep bayan escort escort gaziantep Çölyak Hastalığı Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Beslenme / Diyet Rehberi

Çölyak Hastalığı ve Beslenme / Diyet Rehberi

Vücudumuz için gerekli olan enerji ve besin ögelerini karşıladığımız besinler, vücuda alındıktan sonra bazı yolaklardan geçer, çeşitli sindirim sistemi organları ve özellikle bağırsaklarımız tarafından emilir ve vücudumuz tarafından kullanılır. Bağırsaklarda sindirim olayının gerçekleşmesini kolaylaştıran ‘villus’ adı verilen çıkıntılar bulunmaktadır. Bağırsak villuslarının yapılarının bozulması ve bağırsak yüzeyinin düzleşmesiyle karakterize, buna bağlı olarak besinlerdeki bazı besin ögelerinin emilimlerindeki yetersizlikle devam eden ince bağırsak hastalığına ‘çölyak hastalığı’ denilmektedir.

Çölyak hastalığında besinlerden özellikle buğday, çavdar, arpa ve yulaf içerisinde bulunan gluten adlı proteine karşı bağırsaklarda meydana gelen hassasiyet söz konusudur. Çölyak, tanı konulana kadar bir hastalık olarak değerlendirilebilir ancak teşhisle beraber uygulanan diyet tedavisiyle birlikte hastalık olmaktan çıkarak bir yaşam tarzına dönüşür. Tek tedavi yöntemi diyet tedavisi olan çölyak hastalığının belirtileri, tedavisi, beslenme ilkeleri ve önemi yazımızda detaylı olarak incelenmiştir.

Çölyak Nedir?

Çölyak hastalığının tanımı ilk kez milattan önce 2. Yüzyılda yapılmış, bu tanıma yıllarca yeni tanımlar ve çalışmalar eklenmiştir. Ancak günümüzdeki hastalık tanımı ve diyet tedavisine en yakın tanım 1950 yılında Hollandalı bir pediatrist olan Dr. Willem Karel Dicke tarafından yapılmıştır. Şöyle ki; çölyak hastalığı, genetik olarak yatkınlığı olan bireylerde buğday, arpa, yulaf gibi tahıl ürünlerinde bulunan “gluten” bileşeninin alımının tetiklediği immün aracılı, ince bağırsak mukozasının hasar görmesiyle sonuçlanan otoimmün bir hastalıktır.

Çölyak hastalığının bir diğer adı ve daha çok yetişkinlerde görülen türü ‘sprue’dur. Çölyak hastalarında glutenin etkisi ince bağırsak üzerinde olmaktadır. Gluten alımı ile ince bağırsak iç yüzeyindeki absorpsiyonu (emilimi) sağlayan çıkıntılar  kısalmakta, hatta tamamen ortadan kalkarak bağırsak iç yüzeyi düzleşmektedir. Böylece emilimin yapıldığı yüzey azalıp besin alımı zorlaşmaktadır.

Hastalığın asıl nedenini buğdayda bulunan gluten proteininin, gliadin adlı alt türü oluşturur. Ancak çölyak hastaları sadece buğday değil, gliadinlerin benzeri olan prolaminleri de içeren tritikale (buğday ve çavdar melezi bir bitki) , çavdar ve arpa ürünlerinin tüketiminden de sakınmak zorundadır.

gluten buğday

Çölyak hastalığında tanı çocukluk döneminde gluten proteini içeren besinlerin tüketilmesiyle konulabileceği gibi, sekonder olarak sonradan yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabilir. Ağırlıklı olarak kadın cinsiyette rastlanılan çölyak hastalığının görülme sıklığı tüm dünyada giderek artmaktadır. Dünya’nın çeşitli bölgelerinde buğday gibi tahılların tüketim sıklığına bağlı olarak görülme sıklığı değişmekle birlikte; buğday ve buğday kullanılarak üretilen ürünlerin oldukça fazla olduğu ülkemizde yaklaşık olarak 100 kişiden 1’i çölyak hastasıdır.

Çölyak hastalığının oluşma nedenlerinden en önemlisini genetik faktörler oluşturmaktadır. Bu anlamda akraba evlilikleri hastalığın görülme ihtimalini ciddi derecede arttırır. Bununla birlikte çevresel etmenler ve bağışıklık sistemi ile ilgili durumlarda hastalığın görülme nedenlerini oluşturmaktadır. Çevresel faktörler değerlendirildiğinde diyete gluten proteininin girme zamanı önem kazanır.

Çünkü diyette gluten içeren bir besin bulunmadığı sürece çölyak görülmez. Anne sütünün uzun süre verilmesi ve anne sütü alırken ek gıdaların başlanması pek çok çalışmada yararlı bulunmuştur. Viral enfeksiyonlar, gıda katkı maddeleri, sigara gibi çevresel etmenlerin ise hastalığın oluşumunda olumsuz etkileri olduğu düşünülmektedir . Bugün için ideal olarak yapılması gereken anne sütünün 6 ay boyunca tek başına verilmesi, 2 yaşına kadar ise uygun ek besinlerle beraber  henüz anne sütü alımı devam ederken gluten içeren tahıllı ek gıdalara başlanmasıdır.

Anne sütünün glutenli besin alımından önce kesilmesi, diyete yüksek miktarda gluten eklenmesi ve inek sütünün veya gluten içeren besinlerin erken verilmesi hastalığın oluşmasını tetikleyen çevresel faktörlerdir.

Türkiye’de 250 bin ile 750 bin arasında çölyak hastası tahmin edilmekte iken ancak yüzde 10’nuna tanı konulduğu dikkate alınmalıdır. Toplumda çölyak hastası olan ancak tanı konulmamış hastaların bu denli fazla olması hastalığın tedavisinin gecikmesine, hastalığın ilerlemesiyle beraber başka hastalıklara da yol açarak istenmeyen sonuçlara neden olur. Bu nedenle hastalığın belirtilerinin bilinmesi son derece önemlidir.

çölyak belirtileri nelerdir

Çölyak Hastalığının Belirtileri

Çölyak hastalığı bazı bireylerde belirli şikayetlerle başlarken bazı bireylerde sessiz çölyak olarak adlandırılan ve semptom gözlenmeyen formda görülebilir. Hayatın herhangi bir döneminde hafif bulgularla belirti vermeye başlayan sessiz çölyak, hastalığın teşhisini zorlaştırmaktadır. Çölyak hastalarının bir çoğunun henüz tanı almamış olmasının büyük nedeni budur.

İlk 2 yaşı kapsayan erken çocukluk döneminde hastalığın temel belirtileri;

  • ishal,
  • kusma,
  • iştahsızlık,
  • yağlı dışkılama,
  • karın şişliği,
  • kilo kaybı ve
  • büyüme geriliğidir.

Dışkı karakteristik olarak soluk, açık renkli, cıvık ve kötü kokuludur. Çocukta tekrarlayan şiddetli ishal atakları olabilir. Hatta bazen çok sulu bir ishal de görülebilir. Kilo alımı ve boy uzaması ise malabsorbsiyon (emilim bozukluğu) ve/veya iştah azalmasına bağlı olarak yaşına göre geri kalır. Bu çocuklar D vitamini ve kalsiyum eksikliğine bağlı olarak sıklıkla kemik yoğunluğunda azalma ile tanı almaktadırlar. Belirtiler yalnızca sindirim sistemi ile ilgili olmayıp aynı zamanda diğer sistemleri de etkileyebilir. Bu çocuklar özellikle duygusal olarak çekinik, huzursuz, mutsuz ve huysuz olabilirler.

Çoğunukla 5-7 yaş arası çocuklar ve yetişinlerde görülen Atipik çölyakta ise boy kısalığı, karın bölgesinde öne doğru şişkinlik, pubertede gecikme (çocukluktan ergenliğe geçiş), diş mine tabakası bozuklukları, aftöz stomatit (aft,ağız içi yarası), tedaviye cevap vermeyen veya nedeni kesin belli olmayan demir eksikliği anemisi, vitamin ve mineral eksiklikleri, osteoporoz (kemik erimesi) veya diğer kemik hastalıkları, kas zayıflığı, kronik artrit (eklem iltihabı), kardiyomyopati gibi kalp kası bozuklukları, karaciğer fonksiyonlarında bozukluk, döküntülerle başlayan bazı deri hastalıkları, nörolojik bozukluklar gibi bulgular yanında, tekrarlayan karın ağrısı, bulantı-kusma, şişkinlik gibi yakınmalar, reflü ve kabızlık gibi atipik ince bağırsak yakınmaları görülür.

Çölyak Hastalığında Tanı Nasıl Konulur?

Tanı amacıyla öncelikle kanda antigliadin antikorları (AGA), endomizyum antikorları (EMA) ve transglutaminaz antikorlarının (TGA) araştırılması gerekir. Bu antikorlardan en az birisi pozitif olursa çölyak hastalığı şüphesi ile ince bağırsak biyopsisi yapılması şarttır. Bu süreçten sonra uygulanmaya başlanan tam glutensiz diyet sonrasında kan değerlerinde düzelme görülüyorsa çölyak tanısı kesinleşir.

çölyak tedavisi var mıdır

Çölyak Hastalığı Tedavisi

Çölyak hastalığının bilinen tek tedavisi yaşam boyu sürecek katı glutensiz diyettir. Glutensiz diyet bir eliminasyon (eleme) diyetidir.  Şöyle ki ilk olarak buğday, arpa, çavdar gibi tahılları içeren tüm besinlerin, ikincil olarak da bu tahılların işlenmesiyle oluşan tüm ürünlerin  (un, nişasta, ekmek, pasta, kurabiye, bisküvi, kek, irmik vb.), içeceklerin ve ilaç türevlerinin diyetten çıkarılması prensibine dayanır.

Hastalığın ilaç ile tedavisi için de bazı çalışmalar yürütülmektedir. Hastalığın medikal olarak tedavi edilmesi için geliştirilen yöntemler oral olarak enzim alınması, doku transglutaminaz inhibisyonu, HLA DQ allelinin prezentasyonunun bloke edilmesi gibi çalışmalardır ancak bunlar henüz sonuç vermemiş deneysel aşamadaki çalışmalardır. Bu nedenle kar amaçlı olarak oldukça fazla miktarda bulunan, çölyak hastalığının medikal ya da bitkisel yollarla kesin olarak, hayat boyu iyileştirildiğini öne süren kişi ve kurumlara inanılmamalıdır.

Çölyak hastalığının glutensiz diyet ile tedavisi sonucunda ince bağırsak yüzeyi tamamen iyileşerek olması gereken çıkıntılı yapısına kavuşur. Bununla beraber besin ögelerinin emilimi de büyük oranda artar. Glutensiz diyet uygulanmaya başlandıktan sonra 24 saat içerisinde klinik bulgular(karın ağrısı, bulantı-kusma,ishal) düzelir. İştah açılır ve takip eden günlerde vücut ağırlığında artış görülür. İnce barsak mukozası ise 6 ay içerisinde normale döner.

Ancak diyete eklenen çok küçük miktarlardaki gluten veya türevi bile bağırsak yapısının yeniden bozulmasına neden olur. Hatta 1 çay kaşığı buğday ununun ya da bulgurun 8’de 1’inin tüketilmesi bile şikayetlerin yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle glutensiz diyetin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken kurallara en ince ayrıntısına kadar uyulmalıdır. Bu kuralların başında ‘çapraz bulaş’ terimi gelmektedir.

ÇAPRAZ KONTAMİNASYON (ÇAPRAZ BULAŞ);

Çapraz bulaş glutensiz diyetin kilit noktasıdır. Literatürde bakteri ve virüsler için kullanılan bir tabir iken; çölyak hastalığında gluten içeren bir besin maddesi, ortam ya da ekipman gibi canlı veya cansız bir ortam ile gluten içermeyen bir besinin teması ya da etkileşimi sonucunda besinin glutensiz bir besin olmaktan çıkmasıdır.

Çapraz bulaş bir ürünün üretiminden tüketimine kadar her aşamada gerçekleşebilir. Şöyle ki; ürünün yetiştirilmesinden işlenmesine, satın alınmasından depolanmasına ve pişirilmesine, servisinden tüketilmesine kadarki tüm aşamalar glutensiz bir ürünün çapraz bulaşa maruz kalması için risk teşkil etmektedir. Özellikle unun uçucu olma özelliğinden dolayı bulaş ihtimali artar. Örneğin, buğday unu ile hazırlanmış bir yiyecekten sonra glutensiz un  ile bir besin hazırlanacaksa kullanılan tezgah yeterince temizlenmiş dahi olsa çapraz bulaş için elverişli bir ortamdır. Çünkü un havada asılı kalma özelliğine sahiptir ve tozu bile çölyaklı bireyde rahatsızlığa neden olabilir.

çöyak çapraz bulaş kontaminasyon

Çapraz Bulaştan Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

  • Yeni tanı almış çölyak hastalarının mutfakta kullandığı çatal, kaşık, bıçak, doğrama tahtası, teflon tava, oklava gibi araç ve gereçlerin kendine ait olması ve daha önce bunların glutenli gıdalarla temasının olmaması gerekmektedir. Özellikle tahta kaşık, tahta doğrama tahtası, fırın, teflon tava, fritöz, tost makinesi, süzgeç, un elekleri glutenli bir besinle temastan sonra gluteni hapsederek barındırır ve sonrasında glutensiz besine bulaşa neden olur. Bu nedenle özellikle tahta araç gereçler ve teflonlar için yıkama işlemi yeterli bir önlem değerlidir. Çölyaklı bireylerin araç gereçleri evin diğer fertlerinden kesinlikle ayrı olmalıdır.
  • Aynı mutfak tezgahında glutenli ve glutensiz besinler hazırlanacaksa önce glutensiz olanlar hazırlanmalıdır. Glutenli besinler hazırlanırken ortamda bulunan bardak, tuzluk, bez, sünger vb eşyaların dahi taşınmaya neden olabileceği unutulmamalıdır.
  • Tost makineleri çapraz bulaş için elverişlidir. Glutensiz besin hazırlanacağı zaman tost makinesi yağlı kağıt ile dikkatli bir şekilde kaplanabilir ya da glutensiz tost yağlı pişirme kağıdı ile kaplandıktan sonra pişirilebilir.
  • Pişirme kabı olarak daha çok cam olanlar tercih edilmelidir. Özellikle teflon araç gereçlerin gluteni emme özelliği vardır bu nedenle çölyaklı olanlar için ayrı pişirme kapları edinilmelidir.
  • Besin hazırlarken kişisel hijyen her alanda önemli ve gereklidir ancak çölyaklılar için hijyen konusu daha da hassastır ve özellikle el hijyenine dikkat edilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır.
  • Glutenli ve glutensiz unlar aynı çekmecede saklanmamalıdır, mümkünse glutensiz erzaklar için ayrı bir çekmece kullanılmalıdır.
  • Glutensiz ürünler satın alınırken güvenilir markalar tercih edilmelidir. Aynı fabrikalarda hem glutenli hem de glutensiz ürün üretimi yapılıyorsa bu işletmenin gerekli resmi onaylardan geçmiş olmasına dikkat edilmelidir.

*Eğer çölyak tanısı aldıktan sonra diyeti uyguluyor olmanıza rağmen değerlerinizde yeterli düzelme görülmediyse çapraz bulaş sonucu kaçak olmasından kaynaklanma ihtimali çok yüksektir. Çok küçük miktarlardaki glutenin dahi tüketilmesi sonucu bağırsaklarda hasara neden olup, şikayetlerin başlamasına neden olacağı unutulmamalı, bu nedenle çapraz bulaşma konusunda son derece dikkatli olunmalıdır.

çölyak diyeti nasıl olmalıdır

Çölyakta Beslenme ve Diyet Tedavisi

Çölyak tanısı almış bir bireyin günlük alması gereken kalori miktarı, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral gereksinimleri bireyin yaşına, cinsiyetine, tanı alma zamanına ve bireysel tercihlerine göre, bireye özgü olarak diyetisyen tarafından ayarlanmalıdır. Genel olarak günlük enerji gereksinmesinin %55-60’ı karbonhidratlardan, %15-20’si proteinlerden ve %25-30’u yağlardan gelecek şekilde ayarlanmalı, vitamin ve mineral gereksinimleri karşılanmalı, gerekirse vitamin ve mineral takviyesi yapılmalıdır.

Çölyakta ince barsakta villus hasarına bağlı olarak vitamin ve mineral yetersizlikleri  söz konusudur. Glutensiz diyet ile bağırsak florası tamamen düzelecektir ancak diyet ile normal bağırsak florasına ulaşılana kadar gerekli vitamin ve mineral takviyeleri yapılmalıdır. Eksikliğine sıklıkla rastlanan vitamin ve mineraller; demir, folik asit, B12 vitamini, çinko, kalsiyum, A,D,E ve K vitaminleridir (detaylı bilgi çölyak ve diğer hastalıklar başlığı altında verilmiştir).

Çölyak diyetinin temel ilkesi diyetten gluten adlı proteinin tamamen çıkarılması prensibine dayanır. Bu ilke doğrutusunda buğday, arpa, çavdar gibi tahılları içeren tüm besinlerin ve bu tahılların işlenmesiyle oluşan tüm ürünlerin  (un, nişasta, ekmek, bulgur, makarna, şehriye, pasta, kurabiye, bisküvi, kek, irmik vb.), içeceklerin hatta bazı kozmetik ürünlerinin kullanımından kaçınılır. Çünkü yalnızca gıdalar değil, gıda dışındaki maddeler de gluten içerebilir. Örneğin, rujlar, mektup zarfları, kenarı kıvrımlı karton bardaklar ya da bazı diş macunları gluten içerebilir. Özel olarak glutensiz olarak üretilenler dışındaki ketçap, hazır salça, simit, dondurma külahı, kraker, çikolata, puding, hazır çorbalar gluten içerir.

 

Çölyak tanısı alındıktan sonra ilk aşamada diyetten gluten tamamiyle çıkarılır. Ancak hasar görmüş durumda olan bağırsaklar laktozlu besinleride sindiremeyecek durumdadır. Bu nedenle diyetin ilk aşamasında gluten içeren besinler dışında laktoz içeren besinler de (süt, yoğurt, peynir, tereyağ, margarin ve sütle yapılan her türlü besin) diyetten bir süreliğine çıkarılır. Diyete başlandıktan 2-4 hafta kadar sonra süt ve ürünleri azar azar diyete eklenmeye başlanır. Bunun yanında sindirimi zor olan kırmızı, yeşil lahana, kurubaklagiller, soğan, taze çekirdekli meyveler, kızartmalar, baharat katılmış yağlı etler, yağ eklenmiş besinler bir süre tüketilmemelidir. Diyete başlandıktan sonra ince bağırsak yüzeyinin düzelme durumuna göre yavaş yavaş bu besinler de tüketilmeye başlanır. Genel olarak düzelme sağlandıktan sonra ‘glutensiz yiyeceklerin’ tümü tüketilebilir.

Yulaf çölyaklılar için tartışmalı bir konudur. Şöyle ki içerisinde hassasiyete neden olacak madde oldukça az miktarda bulunur. Etki edebilmesi için oldukça fazla miktarlarda tüketilmesi gerekir. Yulaf gluten içeren tahıllarla yanyana yetiştiği, aynı biçme makineleri, aynı taşıyıcılar ve aynı fabrika kullanıldığı sürece  çapraz bulaş riskinin yüksek olması nedeniyle diyetten çıkarılır.

Mısır, pirinç, patates, soya fasulyesi ve bunların unları  serbest olarak tüketilebilen besinlerdir. Bunların yanında kinoa, karabuğday, chia tohumu da gluten içermeyen alternatif besinlerdir.

Çölyak hastaları nasıl beslenmeli? Öneriler

  • Bazı gıdalar doğal olarak glutensizdir çünkü içerisinde hiç buğday, çavdar, arpa veya yulaf bulundurmazlar. Örneğin tüm taze etler, balık, peynir, yumurta, süt, meyve ve sebzeler glutensizdir. Ancak bu gıdalar işlendikten sonra buğday veya diğer gluten içeren tahılların üretim sırasında eklenmemiş olduğuna dikkat edilmelidir.
  • Kuruyemişler gluten içermezler ancak üretim aşamasında tuzlanma işleminde tuzun yapışması için bir miktar unla kavrulur. Bu durumda doğal yapısı glutensiz olduğu halde hazırlanma aşamasında glutenli hale gelen hazır olarak satılan kuruyemişler çölyaklılar için doğru bir tercih olmaz. Kuruyemişler çiğ, kabuklu ve işlem görmemiş halde alınıp evde kavrulup tüketilebilir.
  • Çölyaklılar için açıkta satılan her türlü besini tüketmek ya da dışarda restoranlarda dahi yemek yemek büyük risk teşkil eder. Örneğin fast food tarzı işletmelerde patates kızartması tüketmek sakıncalıdır. Aynı yağ içinde daha önce gluten içeren bir kızartma yapıldıysa kolaylıkla bulaş gerçekleşebilir.çölyak beslenme tedavisi

Ancak glutensiz ürünler üreten cafe, restoran, otel, ya da pastahaneler de mevcuttur.

  • İlaçların bir çoğu gluten içerir. Herhangi bir ilaç kullanırken doktorunuza çölyaklı olduğunuzu hatırlatınız. Eğer kullanmak zorunda olduğunuz bir ilaç varsa ve glutensiz olanına ulaşamıyorsanız ilacın iğne formu tercih edilebilir. Çünkü gluten ilaçlara da kıvam arttırıcı özelliği nedeniyle eklenmektedir.
  • Hazır salça, konserve, hazır çorba, soslar, bulyon gibi gıdalarda gluten, katkı maddesi ya da kıvam verici olarak kullanıldığından, bunlar tüketilmemelidir (örneğin “Monosodium Glutamate” gluten içerebilmektedir)
  • Baharatlar özel olarak çektirilmeli ya da onaylı markaların baharatları kullanılmalıdır.
  • Hazır satılan kahvelerin hepsi gluten içerir. Kahve alırken ya alıp özel olarak çektirmelisiniz ya da onaylı markaların ürünlerini tercih etmelisiniz.
  • Kozmetik ürünler ve şampuanlarda  yer alan glutenin ağıza kaçma riski vardır. Bu malzemelerin glutensiz olanları seçilmelidir.
  • Etiket okuma; paketli ürünlerin etiketlerini okumak herkes için yararlı bir davranıştır. Ancak bir çölyaklı için bu durum bir zorunluluktur diyebiliriz. Gluten veya gluten içeren katkı maddelerinin bilinip, bunların gıda etiketinde yazıp yazmadığı kontrol edilmelidir. Örneğin, bitki proteinleri, hidrolize protein, malt, modifiye nişasta, bitkisel sakız, soya sosu, kamut-QK-77 gluten içeren bazı katkı maddeleridir. Gıda etiketlerinde gluten içermez logosuna ve ‘glutensiz’ ibaresinin bulunmasına dikkat edilmelidir.

 

Türk Gıda Kodeksi Gluten İntoleransı Olan Bireylere Uygun Gıdalar Tebliği’nde besinlerin içerdiği gluten miktarının belirtilmesi ile ilgili olarak  ‘çok düşük glutenli’ ibaresi ile tüketiciye sunulacak gıdada gluten miktarı 100 mg/kg’ı aşamaz. Son tüketiciye sunulacak gıdadaki gluten seviyesinin 20 mg/kg’ı aşmaması koşuluyla ise ‘glutensiz’ ibaresi kullanılabilir. Yani glutensiz olarak satılan ürünlerin dahi eser miktarlarda da olsa gluten içerdikleri unutulmamalıdır.

Etiket okuma ve glutensiz ürünlerle ilgili uygun markaları seçmek son derece uğraş gerektiren bir durumdur. Bu durumu kolaylaştırmak için barkod okuma sistemiyle ürünün gluten içerip içermediğini gösteren bir uygulama geliştirilmiştir. Yeni çalışmaların ve güncellemelerin takip edilmesi çölyakla yaşamı bir nebze daha kolaylaştıracaktır.

  • Aile eğitimi; çölyak tanısı aldıktan sonra bireyin kendisi ve ailesi hastalıkla ilgili detaylı olarak bilgilendirilmelidir. Bu durumun bir yaşam tarzı haline dönüştürülerek sağlıklı bir hayat sürülebileceği bireylere anlatılmalıdır. Tanı alan birey bu alanda çalışan uzman bir diyetisyen ile mutlaka görüşmeli, diyetisyen tarafından bireyin yaşına,cinsiyetine ve günlük gereksinimlerine uygun beslenme programı oluşturularak rutin takipler planlanmalı, kan değerleri sürekli olarak izlenmelidir. Ayrıca ailelerin çölyak derneklerine üye olup iletişime geçmeleri konu ile ilgili güncel bilgileri takip etmek ve yardımlaşmak açısından faydalı olacaktır.
  • Menü çeşitliliği; çölyaklı bireyler için pirinç ve mısır serbest tahıllardır. Ancak yalnızca bunlara bağlı kalınarak tek düze ve sıkıcı bir beslenme tarzından kaçınılmalıdır. Özel unlar ya da alternatif tahılların unları ile de çok çeşitli menüler oluşturulabileceği bireylere anlatılmalıdır. Bu konuda özellikle çocukluk döneminde çölyak teşhisi almış bireylerin anneleri besin çeşitliliği hakkında bilgilendirilmelidir. Anneler glutensiz tariflerden yararlanmalı ve yeni tarifler geliştirmekten çekinmemelidir. Tek düze beslenme tarzından kaçınılarak çocukluk dönemindeki büyüme ve gelişme gerilikleri de önlenmiş olunur.
  • Son olarak çölyaklı bireyler bu durumu etrafındakilere anlatmaktan çekinmemelidir. Hatta anlatarak çölyaklı olduğunun farkında olmayan insanlara da yardımcı olmuş olabilirsiniz. Çölyaklıların diğer insanlardan daha özel olduğu unutulmamalıdır. Bu sayede toplumumuzda çölyak bilinci oluşacak ve  bu konudaki hassasiyet de artacaktır.

çölyak gluten ilişkisi

ÇÖLYAK VE DİĞER HASTALIKLAR

Çölyak ve Demir Eksikliği Anemisi

Çölyaklıların tükettikleri glutensiz gıdalar genellikle zenginleştirilmediklerinden ve rafine edilmiş un veya nişastadan üretildiklerinden, bazı B grubu vitaminleri, demir ve diyet posası içeriği açısından gluten içeren diğer gıdalara oranla daha fakirdirler. Bu nedenle bazı vitamin ve minerallerin eksikliği söz konusu olabilir.

Çölyak hastalığında tutulan bölge bağırsağın tamamı olabileceği gibi çoğunlukla ince bağırsağın yalnızca proksimal kısmı tutulur. Emiliminin buradan gerçekleşmesi nedeniyle eksikliğine en sık rastlanan mineral demirdir.

Özellikle demir eksikliği sonucu rastlanan anemi (kansızlık) tablosunu önlemek için bazı önlemler alınabilir. Bunlar ;

  • Demir kaynağı besinlere diyette daha fazla yer verilmelidir. Bu besinler; kırmızı ve beyaz et, yeşil yapraklı sebzeler (özellikle ıspanak), yumurta (özellikle sarısı), pekmez, kuru üzüm, kurubaklagillerdir.
  • C vitamini, demir içeren besinlerin bağırsaklardan emilimini arttırır. Bu nedenle demir içeren besinler, C vitamini kaynakları ile beraber tüketilmelidir. Örneğin; sabah kahvaltıda yumurta varsa yanında çay yerine portakal ya da portakal suyu tüketilmesi yumurta sarısındaki demirin emilimini arttıracaktır.
  • Demir emilimi, yüksek miktarlarda kalsiyum ile azalır. Bu nedenle demir kaynağı besinler ile kalsiyum kaynağı besinler aynı anda tüketilmemelidir. Örneğin; et ile yoğurdu aynı öğünde tüketmek yerine farklı öğünlerde tüketmeyi tercih etmek gibi.
  • Son olarak öğünlerde aldığımız demirin emilimini azaltmaması için öğünlerden 1 saat öncesi ve sonrasında çay ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır.

Çölyak ve Diyabet

Tip 1 Diyabet hastalığı ile çölyak arasındaki ilişki uzun yıllar önce kanıtlanmıştır. Yapılan son çalışmalarda tip 1 diyabetli bireylerin %1-11’inin aynı zamanda çölyaklı olduğu gösterilmiştir. Bu iki hastalıkta da benzer doku tipleri etkilendiğinden aralarındaki ilişki genetik etmenlere dayandırılır.

Çölyaklı bireyler için üretilen özel ürünler genellikle ana madde olarak nişasta kullanılan ürünlerdir. Bu ürünler aynı zamanda diyabetli bireyler tarafından tüketildiğinde kan glikoz düzeylerinde istenmeyen artışlara neden olabilir. Bu nedenle porsiyon kontrolü bu bireylerde daha fazla önem kazanır. Bu bireylerin beslenme programından gluten içeren besinler yanında şeker ve şekerli gıdalarda çıkarılır. 3 ana öğün dışında 3 ara öğünde mutlaka tüketilmelidir. Öğünlerdeki besinlerin yoğunluğu azaltılmalı ancak yemek yeme sıklığı arttırılmalıdır. Tüm bu düzenlemelerin bu konuda çalışan uzman bir diyetisyen kontrolünde olması gerekir ve özellikle çocuklarda görülebilecek büyüme ve gelişme gerilikleri uygun beslenme programları ile önlenmelidir.

*Çölyakla birlikte en sık görülen iki hastalık demir eksikliği anemisi ve Tip 1 Diyabettir. Ancak bunlar dışında da oldukça sık karşılaşılan bir çok hastalık vardır. Özellikle Down Sendromu, Otoimmün karaciğer hastalığı, tiroid hastalıkları, romatizmal hastalıklar, kemik yoğunluğunun azalmasıyla kolaylaşan kemik kırılmaları ve kemik hastalıkları, nörolojik bozukluklar, lenfoma ve deri hastalıkları bunlardan bazılarıdır. Çölyak ile ilişkisi en iyi belirlenmiş deri hastalığı Dermatitis herpetiformistir. Bu hastalıkta dizlerde, dirseklerde, saçlı deride ve koltuk altında yoğunlaşmış genellikle simetrik kaşıntılı içi su dolu lezyonlar oluşur. Glutensiz diyet tedavisi ile iyileşme sağlanır. Çölyakla ilgili diğer hastalıklar, çölyak teşhisinin zamanında konulamaması ya da diyet tedavisine yeteri kadar uyulmaması durumlarında görülebilir. Örneğin teşhisin gecikmesi sonucu bağışıklık sisteminin aşırı çalışması ve antikorların hızlı bir şekilde üremesi ile lenfoma, karaciğere binen yükün artması nedeniyle de siroz uzun dönemde ortaya çıkabilecek olan hastalıklardandır.

diyetisyen yorum sonuç

Sonuç ve Yorum

Çölyak hastalığının semptomlarının çok geniş bir yelpazede seyretmesi başka hastalıklarla ilgili tetkikler yapılırken çölyak hastalığının akla getirilmemesi, teşhisin gecikmesine neden olabilir. Özellikle çocukluk döneminde sık karşılaşılan bir hastalık olması nedeniyle büyüme gelişme döneminde erken teşhisin önemi büyüktür. Tanı kesinleştikten sonra titizlikle uygulanan glutensiz diyet ile bağırsak yüzeyi sağlıklı yapısına kavuşur, kan değerleri normale döner ve sindirim sistemi semptomları kısa sürede iyileşir. Ancak küçük bir kaçakta bile belirtilerin yeniden ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. Hatta beslenmede kaçaklar olduğu halde sindirim sisteminde hissedilen bir sorun olmaması bağırsakların etkilenmediği anlamına gelmez. Belirti vermese dahi ince bağırsak mukozası zarar görmeye başlar ve uzun vadede sorunlar ortaya çıkarır. Tüm bu nedenlerle bilinçli veya bilinçsiz olarak gluten içeren besinlerin tüketilmemesi gerekmektedir.

Çölyak tanısı ile birlikte, bireyin kendisine ve ailesine gerekli eğitimler verilmelidir. Etiket okuma alışkanlığı kazandırılmalı, hijyen kurallarının önemi anlatılmalıdır. Çölyakta birinci ve en önemli basamak olan çapraz bulaş konusunda gerekli tüm bilgilendirmeler yapılmalıdır. Mutfak araç ve gereçlerinden, satın alınan ürünlerin üretiminden tüketimine kadar tüm aşamaların önemi vurgulanmalıdır. Bireylerin tüm besin ögesi gereksinimlerini karşılayacak uygun miktarda enerji içeren beslenme programları bu konuda çalışan uzman diyetisyenler tarafından hazırlanmalıdır. Hazırlanan programların tek düzelikten uzak, kişinin sosyal yaşantısına olabildiğince uygun ve kişisel tercihlerini içeriyor olması önemlidir. Bu şekilde sosyal hayattan kopmadan, vücudun işleyişini engellemeden, büyüme ve gelişmeyi takip edebilmek mümkündür. Unutmayınız, hassasiyetle uygulanan bir diyetle çölyak artık bir hastalık değil, yaşam tarzıdır.

 

Çölyak Hastalığı ve Beslenme / Diyet Rehberi konusunda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik belirtileri editörleri tarafından derlenmiş Hepatit Hastalarında Beslenme başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 Kişi oy verdi, 5 üzerinden ortalama puan: 5,00. Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
Loading...

Henüz Yorum Yapılmamış

Bir yorum yaz