hipertansiyon ve hipotansiyonda beslenme önerileri diyetisyen

Hipertansiyon ve Hipotansiyonda Beslenme için Diyetisyen Önerileri


Toplumuzda oldukça sık görülen ve bir çok hastalığın habercisi olan yüksek tansiyonun hem oluşum mekanizmasında hemde tedavisinde beslenme çok önemli bir yer tutmaktadır. Hipertansiyon kadar sık görülmese de yine önemli bir sağlık sorunu olan  düşük tansiyonda beslenme ile yakından ilişkilidir. Yazımızda bu 2 kavramın ne olduğuna kısaca bakıp tansiyon problemlerinde sağlıklı beslenme önerileri ile beraber beslenme ve diyet tedavisi üzerinde duracağız. 

Hipertansiyon / Hipotansiyon Nedir ?

Hipertansiyon kan basıncı değerinin normalden yüksek olması durumu, hipotansiyon ise kan basıncı değerinin normalden düşük olması durumunu tanımlar. Hipertansiyon toplumda hipotansiyona göre  aha yaygın  görülmekle birlikte kalp krizi, felç ve böbrek hastalıklarının oluşum mekanizmasında oldukça önemli bir yere sahiptir.

Tanı Nasıl Koyulur?
Hipertansiyon ve hipotansiyonun belirlenmesinde ölçülen kan basıncı değeri esas alınır.  WHO’ ya göre (Dünya Sağlık Örgütü) ölçülen sistolik ve diastolik kan basıncı 140/90 mmhg ve üzeri ise hipertansiyonun varlığından söz edilebilir. Sistolik kan basıncı 90 mmHg’nin altında ise hipotansiyon tanısı koyulabilir.

Belirtiler Nelerdir?
Hipotansiyonda görülen başlıca belirtiler ; baş dönmesi, kalp çarpıntısı, yorgunluk olarak görülürken, hipertansyonda ise  baş ağrısı, göğüste ağrı ve kulak çınlamasıdır. Bu belirtiler hissedildiği zaman acil olarak tansiyon ölçümü yapılmalı, ilk müdahalenin ardından gereken tedavi için en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır.

Tedavisi Nasıldır?
Hipotansiyon tedavisinde vazopresör(kan basıncını arttırıcı) ajanlar kullanılırken, hipertansiyon tedavisinde  ise diüretik (su tutulumunu engelleyen) ve antihipertansif ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak hastaların  beslenmelerine özellikle dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu konuda bir diyetisyenden yardım almak hastalığın seyri için oldukça yararlıdır.

tansiyon ölçümü

Yüksek ve Düşük Tansiyonun Nedenleri Nelerdir?

Hipertansiyon ve hipotansiyon kuvvetli olarak genetik faktörlere bağlıdır. Bununla beraber farklı hastalıklar, beslenme alışkanlıkları, kilo  bu hastalıkları tetikleyebilmektedir.  Şimdi bu nedenleri daha detaylı inceleyelim:

Hipertansiyonun Nedenleri

Yüksek tansiyon birincil (primer – esansiyel) ve ikincil (sekonder) olmak üzere 2 ye ayrılmaktadır. 

Primer hipertansiyonun bilinen kesin bir nedeni yoktur. Genellikle genetik faktörlerin etkin olduğu bu hastalık hayat boyu kontrol altında tutulmalıdır. Aksi durumda bir çok kardiyavasküler hastalığa neden olabilir.

Sekonder Hipertansiyonun nedenlerini genetik faktörler den ziyade bir hastalık veya bir durum oluşturmaktadır. Özellikle böbrek hastalıkları, hormon bozuklukları, bazı ilaçlar, bazı damar hastalıkları, alkol kullanımı, kilo fazlalığı ve gebelik gibi nedenlerden dolayı bu hastalık ortaya çıkabilir. Genelikle bu durumun nedenini kontrol altına almak için bir tedavi uygulanır. Hastalığa neden olan durum geçici veya tedavi edilebilir ise yüksek tansiyon genelde düzelir. Ancak tedavi süresince tansiyon ölçümlerinin düzenli yapılması ve beslenmeye dikkat edilmesi oldukça önemlidir.

Obezite sekonder hipertansiyonun en önemli nedenlerinden bir tanesidir. Yapılan bir çalışmaya göre vücut ağırlığı istenenin %20 üstünde olan bireylerde hipertansiyon oluşma ihtimali olmayanlara göre 2 kat fazladır. Ayrıca bel/kalça oranının artmasıyla hipertansiyon riski de paralel olarak artmaktadır.  Şişmanlığın hipertansiyon oluşturmasında sempatik sinir sistemi rol oynarken , enerji alımının artışı ile insülin salgısının artması ve böbreklerden sodyumun geri emiliminin artması da bu duruma neden olmaktadır.

Hipotansiyonun Nedenleri

Kronik düşük tansiyonda ve ani bir hareket sonrası baş dönmesi ile karakterize olan ortostatik hipotansiyonda genetik faktörler etkindir. Ancak genel olarak hipotansiyon farklı bir nedene bağlı olabilir.

Düşük tansiyonun en çok görülen nedenleri gebelik, B12  ve demir eksikliği, uzun süreli susuzluk, şiddetli enfeksiyon, hormonal problemler, şeker hastalığı ve bazı ilaçlardır. Bu nedenlerin bir veya birden fazlasının varlığı hipotansiyonun oluşumuna zemin hazırlamaktadır.

Beslenme ve Diyet Tedavisi

Hem Hipertansiyon hemde hem hipotansyonda sağlıklı beslenme oldukça önemlidir. Sadece tansiyon problemi olan hasta için başlı başına bir diyet programı uygulamak uzun vadede çözüm odaklı değildir. Ancak altta yatan farklı bir hastalık varsa (böbrek hastalığı yada obezite gibi) o zaman disiplinli bir diyet listesi uygulamak gerekebilir. Bu konuda bir diyetisyenden destek almanız gerekecektir. Tansiyonu yüksek yada düşük olan hastalar bazı yaşam tarzı değişikleri geliştirerek ve diyetlerinden bazı besinleri çıkarıp bazı besinleri ekleyerek genellikle tansiyonlarını kontrol altında tutabilirler. Elbette doktorun vermiş olduğu ilaç ve diğer tedavileri uygulamak kaydıyla.

Hipertansiyonda Beslenme

Yüksek tansiyonu olan hastalar beslenme konusunda aşağıdaki önerilere dikkat etmelidir:

  • Hastalar tuz tüketimine dikkat etmeli, yemeklerini tuzsuz tüketmelidirler.  Besinlerle vücudun gereksinimi olan sodyum zaten alınabildiği için hastalar ekstra tuz tüketiminden uzak durmalıdır. Gerek yemeklerde gerekse ekmeklerde tuz tüketimi minumum seviyelere çekilmelidir. Hastalar eğer yiyecekleri hiçbir şekilde tuzsuz tüketmiyorsa (?) piyasada bulunan potasyum tuzlarını kullanmaları tavsiye edilebilir veya potasyumdan zengin olan yiyecekleri (maydanoz, limon suyu) yemeklerine dahil edebilir.
  • Sodyum  içeriği yüksek olan salamura yiyeceklerden, salça, zeytin, tuzlu peynir, turşu, kabartma tozu, soda, baharatlı yiyecekler, tuzlu kuruyemişler ve şarküteri ürünlerinden (sucuk, sosis,pastırma vb) uzak durulmalıdır.
  • Yapılan bir çok çalışma sarımsak tüketimin tansiyon ve kolestorolü doğrudan düşürebildiğini göstermektedir. Bu nedenle abartıya kaçmadan günde birkaç diş tüketilen sarımsağın yüksek tansiyonu regüle edebileceği unutulmamalıdır. Ancak diğer hususlara dikkat etmeden ve varsa ilaç tedavisini sürdürmeden sadece sarımsak tüketilerek tansiyonun düşürülmesi mümkün değildir.
  • Kafein tüketimi tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle çay, kahve, kola gibi kafein içeren gıdalar ölçülü tüketilmelidir. Bknz: Kafein Tüketimi ve Olası Zararları
  • Yüksek tansiyonu olan hastalar mutlaka alkolden uzak durmalıdır. Çeşitli mekanizmalar ile (Periferal rezistans, vazokonstrüksiyon, vasküler hipereaktivite) alkol tansiyonu yükseltebilmektedir.
  • Maden suyu her ne kadar yararlı bir besin olsa da fazla tüketimi hipertansiyonu tetikleyebilir. Bknz: Maden Suyu ve Soda
  • Düzenli yapılan yürüyüşler ve bir uzmandan alacağınız egzersiz reçetesi tansiyonunuzun düşmesine yardımcı olacaktır.
  • Yağlı yiyecekler , sakatatlar, kızartma ve kavurmalar ve kaymak, krema ,tereyağı, margarin, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar tansiyonunun kontrolünü zorlaştırır. Bu besinlerin tüketimi kısıtlanmalı ve yemeklerde ölçülü şekilde bitkisel yağlar kullanılmalıdır.
  • Hipertansiyon tedavisinde hastaların kilo vermesi büyük önem taşımaktadır. Kilo veren hastaların tansiyonlarında regülasyon gözlemlenmektedir.  Özellikle de aile bireylerinde hipertansiyon olan hastalarda kilo kaybı, tansiyon kontrolü için oldukça önemlidir. Bknz: Sağlıklı Zayıflama Yöntemleri
beslenme tedavisi nasıl yapılır

Hipotansiyonda Beslenme Önerileri

  • Hipotansiyonun beslenme tedavisinde su tüketimi oldukça büyük önem taşımaktadır. Uzun süre sıvı tüketilmemesi sonucu ortaya çıkan dehidratasyon, tansiyonun düşmesine neden olabilmektedir.
  • Hastalar eğer anlık hipotansiyon durumu yaşıyorsa sodyum içeren bir gıdanın tüketimi tansiyonu kısmen anlık olarak regüle eder. Örneğin tuzlu ayran akut hipotansiyonda oldukça etkilidir. Ancak sürekli bir hipotansiyon durumu mevcut ise tıbbi müdahale gerekebilir.
  • Hastaların hipotansiyon durumu da olsa aşırı tuz kullanımından kaçınması gerekmektedir. Tuzu tamamen kısıtlamakta akılcı bir çözüm değildir. Düşük tansiyon sorunu olan bireyler ölçülü miktarda tuz tüketebilirler. Tuzun Zararları konusunda yayınlanmış makalemize bu linkten ulaşabilirsiniz.
  • B12 ve Demir eksiklğine bağlı düşük tansiyon oldukça sık görülebilmektedir.  Bu nedenle günlük diyet planınızda yeterli miktarda B12 ve Demir içeren besinleri eklemelisiniz. Bu besin ögelerinin en iyi kaynakları ise kırmızı et, balık gibi hayvansal gıdalardır.
  • Hastalar az az sık sık beslenmeli aç kalmamalıdırlar. Aşırı yemek yemek ve gereğinden fazla karbonhidrat almakta düşük tansiyonu olan hastalar için risk arz edebilir.
  • Yeterli magnezyum alımı düşük tansiyonun beslenme tedavisinde olukça önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeler ve bazı yağlı tohumlarda bol miktarda magnezyum bulunur. 
  • Hipotansiyonu olan hastalar fiziksel aktiviteyi uzman kontrolünde yapmalıdır. Ayrıca yemekten hemen sonra fiziksel aktiviteler düşük tansiyonun regülasyonu zorlaştırabilir.

Katkı: Uzm. Dyt. Akın Fatih YILDIZ

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Hazımsızlık Nedenleri ve Belirtileri: Dispepsi de Diyetisyen Önerileri başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Yorum Yok

Bir cevap yazın