Parkinson Hastalığı Beslenme ve Diyet Tedavisi


Parkinson hastalığı Alzheimer hastalığından sonra ikinci sırada görülen nörodejeneratif bir bozukluktur. Ortalama olarak Parkinson hastalığı 60-65 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. Ancak çocuklukta ve adolesan döneminde de Parkinson hastalığı görülebilir. Parkinson hastalığını dünya çapında yaklaşık 5 milyon insanı etkilediğini ve bu durumun gelecek 10 yılda daha da artacağı tahmin edilmektedir.

Peki, bu Parkinson hastalığı nedir? Nasıl ortaya çıkar? Belirtileri nelerdir? Beslenme ile ilişkisi var mıdır? Parkinson beslenme ve diyet tedavisi üzerine konuşacağız.

Parkinson Hastalığı Nedir

İnsan beyninin belirli bölgelerinde dopamin üreten beyin hücreleri vardır. Substansia nigra adı verilen bir bölgede bu hücreler yoğunlaşmış olarak bulunur. Dopamin ise substansia nigra ile vücudun hareketini kontrol eden diğer beyin bölgeleri arasında mesaj ileten bir kimyasaldır. Bundan dolayı dopamin, insanların uyumlu ve seri bir şekilde hareket etmelerini sağlar. Dopamin yeterli bir şekilde üretilemezse yani dopamin üreten hücrelerde bir kayıp olursa(%60 -%80 arasında) bu durumun sonucunda Parkinson hastalığının motor belirtileri ortaya çıkar. Kısaca bir tanım yapacak olursak Parkinson hastalığı; nigrostriatal yolakta dopaminerjik nöronların kaybına bağlı olarak oluşan kronik ilerleyici nörodejeneratif bir bozukluktur. Parkinson hastalarının beslenmesi hastalığın seyri açısından oldukça önemlidir.

parkinson belirtileri nelerdir

Belirtileri ve Nedenleri

Parkinson hastalığı çok sinsi olabilir. Hastalık yalnızca tek bir semptom ile de kendini gösterebilir. Parkinson hastalığının belirtilerini iki gruba ayrılabilir. Bunlar; hareketle ilgili olanlar ve hareketle ilgili olmayanlar. Yani diğer bir deyişle motor ve motor dışı semptomlardır. Başlıca motor semptomlar; tremor, bradikinezi ( hareketin yavaşlaması ), rijidite, akinezi ( hareket edememe) , uzuvlarda kasılma, yürüyüş bozukluğunu kapsar. Motor dışı semptomlar; anksiyete, panik ataklar, konstipasyon ( kabızlık ), uyku bozuklukları, aşırı terleme, uriner disfonksiyon, hipozmi ( koku duyusu kaybı), REM bozukluğu gibi daha birçok semptomları vardır.

Parkinson hastalığı her hastada farklı belirtilerde çıkar. Parkinson hastalığı genelde 60 yaş ve üstü hastalarda ortaya çıkarken 3 yaş altı yetişkinlerde de bazen görülebilir. Genç yaşlarda ortaya çıkması genetik nedenlerle ilişkilidir.

Tedavisi

Geleneksel tedavide dopamin aktivitesini artırmaktır. Bunun için ya levodopa formunda prokürsörü verilir ya da dopamin agonist bir ilaç kullanarak dopamin reseptörlerini uyarılır. Diğer tedaviler ise hareket tedavisi, psikoterapi, osteopati, konuşma tedavisi, masaj, psikolojik tedavi ve bazı vakalarda cerrahi tedavidir. Bunların Parkinson hastalığı için kesin bir tedavisi yoktur, ancak bu tedaviler semptomları rahatlatabilir.

Parkinson hastalığında beslenme ve diyet tedavisi de çok önemli bir rol oynar.

diyetisyenden beslenme önerileri

Beslenme ile ilişkisi

Parkinson hastalığı ve beslenme ilişkisine baktığımızda nörotransmitter dopamin vücutta aminoasitlerden yapılır. Yediğimiz besinlerden aldığımız protein, vücutta kendisini oluşturan aminoasitlere parçalanır. İki aminoasit ( L-fenilalanin ve L- trosin) vücutta L-dopa’ya dönüşür. Daha sonra da beyinde dopamine çevrilir. Bu dönüşümüm her aşamasında besin ögesi olan kofaktörlere yani vitamin ve minerallere ihtiyaç vardır. Bu besin ögelerinin yeterli olamaması dopamin üretimin azalmasına yol açabilir. Bu sebeple parkinsonda sağlıklı beslenme oldukça önemlidir

Beslenme ve diyet tedavisi

Parkinson hastalığında protein ve kofaktörlerin dopamin üretiminde öneminden bahsetmiştik. Bundan dolayıdır ki Parkinson hastalığının beslenme tedavisinde aminoasit ve kofaktörler (vitamin ve mineral) alımını yeterince sağlanarak dopamin üretimi desteklenmelidir.

Parkinson hastalığının nedenleri tam olarak bilinmemektedir, ancak pertisit ve herbisit gibi çevresel toksinlerin üzerinde durulmaktadır. Araştırmacılar, Parkinson hastalarında bu toksin miktarlarının daha yüksek olduğunu ve bu gibi toksinlerin fazla olan yerlerde Parkinson hastalığı insidansının daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Bu gibi toksinlerden korunmak için antioksidanlardan zengin meyve ve sebze tüketimi artırılmalıdır. (Ayrıca bknz: Antioksidan Vitaminler ve Kaynakları)

Kan şekerinin vücutta aşırı yüksek olması ve bu yüksek durumun devam etmesi yorgunluk, huzursuzluk, baş dönmesi, aşırı terleme, unutkanlık gibi durumlara yol açar. Ayrıca kan şekerini yüksek olması inflamasyona katkıda bulunur ki inflamasyon, Parkinson hastalığının önemli bir özelliğidir. Bundan dolayı kan şekeri dengede tutulmalıdır. Kan şekerini dengede tutmak için şeker ve rafine karbonhidrat içeren besinlerden kaçınmalıyız. Diyetin inflamasyonu azaltmak için antioksidanlardan zengin sebze (nişastalı olmayan) ve meyve günde en az 7 porsiyon tüketilmelidir. Diyette karbonhidrat içeriğinin yüksek olmasının levodopaya etkisi vardır. Bunu nedeni ise karbonhidratın yüksek olması ile insülin sekresyonu artar ve bu artış nötrol aminoasitlerin azalmasına yol açmaktadır. Nötrol aminoasitlerin azalması da levodopayı artırmaktadır.

Her öğünde proteinli besinler tüketilerek dengeli bir şekilde aminoasit alımına dikkat edilmelidir. Karaciğer detoksifikasyonunda gerekli bu aminoasitler, dopaminin öncüsüdür. L-dopa ilacı kullanılıyorsa protein kullanımına dikkat etmelidir. (Bknz: Protein İçeren Besinler ve Protein Kalitesi) Levodopa nötür aminoasitlerle taşıma sürecinde antoganist etkileşim gösterdiğinden diyette protein uyarlaması yapılır. Bazı hastalar için etkili bir tedavi için diyet proteininde düzenlemeler önemlidir. Yüksek proteinli bir diyet ve B6 vitamininden zengin besinler levodopanın emilinini engellemektedir.  Günlük protein alımı kilogram başına 0,75 mg civarında tutulur. Gündüz yemeklerin protein içeriği daha düşük akşam daha yüksek olmalıdır. Böyle bir diyetin Parkinson hastalarında olumlu etkisi vardır.

Omega-3 yağ asitleri anti-infalamatuardır. Parkinson hastalığında nöro- inflamasyon bir özelliği olduğundan Omega-3 fayda sağlayabilir. Bu nedenle Omega-3 yönünden zengin balıklar haftada 2 kez yenilmesi ve çoğu günler yağlı tohumlar önerilmektedir.

diyetisyene güven ingilizce

Sonuç / Diyetisyen Yorumu

Parkinson hastalığı ikinci sırada görülen nörodejeneratif bir bozukluktur. Bu hastalıkta ilaç tedavisi yanında beslenme ve diyet tedavisinin çok büyük bir önemi vardır. Levodopa ile birlikte karbonhidrat, protein gibi besin ögelerinin alımı çok önemlidir. Parkinson hastaları için karbonhidrat/ protein oranının 5/1 olduğu dengeli bir diyet ve proteinin günlük alım miktarı ve saatleri de çok önemlidir. Bunların yanı sıra antioksidanlardan zengin meyve ve sebze tüketimi ve Omega-3’den zengin balık tüketimi de Parkinson hatalığının tedavisin de elzem rol oynarlar. (Bknz: Omega 3 Nedir? Kaynakları Nelerdir? ) Beslenme durumu en iyi şekilde iyileştirilmeli, yorgunluk, uykusuzluk, depresyon gibi durumlar giderilmelidir. Parkinson hastaların da ilaç tedavisin yanında diyetisyen kontrolünde hastanın ağırlığı ve beslenme düzeni izlenmelidir.

Parkinson Hastalığı Beslenme ve Diyet Tedavisi konusunda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Kabızlıkta Beslenme Önerileri başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.


1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Kişi oy verdi, 5 üzerinden ortalama puan: 5,00. Bu yazıya oy vermek ister misiniz?)
Loading...

Henüz Yorum Yapılmamış

Bir yorum yaz